13 Eylül 2009 Pazar

Gecikmişler




Uyku düzenimi ramazan dolayısıyla iyice değiştirdim. Gün ağırırken kısa bir süreliğine gözlerimi kapatıyorum. Geri kalan zamanda ne yaptığımı bilmeden yaşıyorum.
Şimdi gecikmişler diye bir başlık altında yazmaya üşendiğim şeyler hakkında yorumlama yapalım.

1- Sel.
Allah bir daha göstermesin diyorum. Her gün kullandığım o Basın Ekspres yolunu o halde görmek bile insanın içini acıtıyor. Her gün gördüğüm o yol, bizim gazetenin önü, önünden defalarca arabayla geçtiğim yer sular altında. Alt yapı yetersizliğini geçtim, insanlarda ahlak da kalmamış. Mağdur olan insanlara yardım yerine onların mallarını yağmalayanlar. Unutmayın öteki dünyası da var bu işin!

2- Tabata transferi.
Beşiktaş'a vallahi helal olsun. Hani bir restauranta gidersiniz. Hesap gelir. Ne kadar geldiğine bakılır. Sonra da üstü alınmamak üzere sırf kızlara hava olsun diye büyük miktarda para bırakılır. Beşiktaş'ın yaptığı da o misal. İsmi dünya futbolunda bilinmeyen, Beşiktaş'a ne vereceği tartışılır bir adama 8 milyon Euro vermek her babayiğidin harcı olamaz. Tebrikler!

3- Milli maç.
İşimizi cidden mucizeye bıraktık. Vallahi ne diyeceğimi bilemiyorum. Umarım gerçekleşmesi zaman alan mucize bu sefer çok beklemez. Hemen oluverir. Yoksa 2010 Afrika Dünya Kupası'nı tv başından izleriz. Ama bu bizim için daha hayırlı olur. Daha az kalırım gazetede.

4- Umre.
Ertuğrul Özkök ile Ahmet Hakan'ın yazılarını denk geldikçe okudum. Ama beni en çok merak eden şey Ertuğrul Bey'in içkiyi bırakıp bırakmayacağıydı. Oradaki deneyimlerini okumaktan ziyade neticeye yönelik yazıyı bekledim. Ki beklediğim cevapları da aldım. Durmak yok yola devam, diyor Ertuğrul Bey

5- Rekor ceza.
Basınımız git gide kıstırılmaya başlanıyor. Allah'tan hükümetin bu kadar karışmadığı bir alan olan spor'da gazetecilik yapıyorum. Belli olmaz ama ilerde başbakan gelip, Kasımpaşa hakkında olumsuz haber yapmayın, derse hangi spor müdürü çıkıp itiraz edebilir bilemiyorum.

6- Uykusuzluk.
Her geçen gün vücudumu daha çok sarıyor. Insomnia olma yolunda adım adım adım ilerliyorum. Tıpış tıpış. EY gibi sonunda sanırım ben de yastık yüzü görmeden yeni güne başlayacağım. Onun için kendime Craig David'den Insomnia'yı hediye ediyorum. Bakalım yeni düzene ne zaman alışacağım?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder